Marilyn Monroe'nun yıllardır saklanan fotoğrafları ortaya çıktı! Bu fotoğraflar 1950 yılında Life magazin dergisinin fotoğrafçısı Ed Clark tarafından çekilmiş fotoğraflar. Çok yerde olmayan bu resimler şimdilerde sosyal medyada en çok konuşulanlar arasında

1. Marilyn Monroe'nun hiç görülmemiş fotoğrafları sosyal medyayı salladı!

Marilyn Monroe'nun hiç görülmemiş fotoğrafları sosyal medyayı salladı!

Marilyn Monroe'nun yıllardır saklanan fotoğrafları ortaya çıktı! Bu fotoğraflar 1950 yılında Life magazin dergisinin fotoğrafçısı Ed Clark tarafından çekilmiş fotoğraflar. Çok yerde olmayan bu resimler şimdilerde sosyal medyada en çok konuşulanlar arasında Çok yerde olmayan bu resimler şimdilerde çok konuşuluyor. Bir arkadaşının önerisiyle bu fotoğrafçıyla beraber fotoğraf çektiriyor. Mariliyn Monroe'nin 1950'lerde çekilen bu fotoğrafları henüzo ünlü olmadan önceydi. Ancak Ed Clark fotoğrafları dergiye gönderdiğinde Life magazin dergisi ''Kim bu Marilyn'' gibi bir tepki veriyor. Ve fotoğraflar basılmıyor.

12. Efsane Marilyn Monroe'nin 27 yaşındayken makyözüne verdiği özel pozları

Efsane Marilyn Monroe'nin  27 yaşındayken makyözüne verdiği özel pozları

Marilyn Monroe'nun hiç görülmemiş fotoğraflar silsilesine, sanatçının 27 yaşındayken makyözüne verdiği özel pozlarla bir demet daha eklendi.

19. Kadının sureti olarak bildiğimiz Marilyn Monroe nasıl bir hayat yaşadı?

Kadının sureti olarak bildiğimiz Marilyn Monroe nasıl bir hayat yaşadı?

'Aptal sarışın' etiketini üzerine büyük bir başarıyla almış, bence müthiş zeki, bir kadının biyografsinden bahsedeceğim bugün: Marilyn Monroe. Kayıtsız kalınamayacak güzelliği ile bir zamanlar kasırgalar estirmiş, herkesin başını döndürmüş bir güzellik. Kim ne derse desin sevildiği yadsınamayan, adının geçtiği her masanın soluksuz konusu olabilen, kadın figürü denildiğinde her yerde ilk akla gelen kadın. Hatta belki kadın sözcüğünün karşılığı, Marilyn Monroe.

Ne kadar övülse güzelliği anlatmaya yetmez. Çünkü aslında her şeyden önce onun baş döndüren bir aurası var. Böylesine mükemmel andığımız kadının elbette bir de sıradışı bir hayat hikayesi...

Marliyn'in babasının kimliği hala belli değil

Monroe'ye 1 Haziran 1926'da doğduğunda annesi tarafından Norma Jeane Mortenson ismi verildi. Hala kimliği resmen belli olmasa da babasının, annesinin RKO stüdyolarında birlikte çalıştığı Charles Stanley Gifford adlı satış elemanı olduğu düşünülüyor. Başkaca düşünenlere göre de babası, annesinin ikinci evliliğini yaptığı Martin Edward Mortenson da olabilir.

Yetimhanelerle koruyucu aileler arasında geçen çocukluk

Marilyn'in hayatı aslında doğduğunda değil, annesi Glady Pearl Baker'e şizofreni teşhisi konulduğu gün başladı. Çünkü o gün Marliyn bundan sonraki hayatını yetimhanlerde ve bakıcı ailelerin yanında geçirmek zorunda kalacaktı.

Yedi yaşına kadar aşırı dindar bir aile olan Albert - Ida Bolender çifti ile yaşadı. Daha sonra annesi kendisini toparladı, bir ev alarak onu yanına aldı ve birlikte yaşamaya başladılar. Ancak annesinin akıl hastaklığı her gün biraz daha kendini hissettiriyordu. Bu sebeple Glady'i tekrar akıl hastanesine yatırmak zorunda kaldılar.

Artık Marlyn'in yeni evi annesinin en yakın arkadaşı Grace McKee idi. Grace de 1935'te Ervin Silliman Goddard ile evlendiğinde Marliyn'e tekrar yetimhane yolları göründü. Marliyn Los Angeles yetimhanesinde yaşamaya başladı. Grace pişmanlık yaşıyordu. İki yıl kadar sonra dayanamayıp Marilyn'i tekrar eve getirdi. Ama bu sefer de Grace'in kocası Ervin, Marilyn'i taciz etti.

Marilyn dokuz yaşına gelmişti. Yaşadığı bu acı olayın üzerine halası Olive Brunings'in yanına gönderildi. Ancak burada da halasının oğulları tarafından taciz edildi. Marilyn yaşadığı psikolojinin ağırlığına bakılmaksızın oradan oraya sürüklendi. Küçücük bedeninde açılan yaralarla Marilyn sadece göç ediyordu.

Halasından sonraki durağı Grace'in yaşlı halası Ana Lower oldu. Ancak Ana gerçekten çok yaşlıydı. Bir süre sonra sağlığı bozulmaya başladı ve Marilyn Grace'in yanına dönmek zorunda kaldı.

Marilyn 16 yaşındaydı. Komşunun 21 yaşındaki oğluyla kısa süreli bir flörtten sonra onunla evlendi. Göçebe hayatını yerleşik bir hayata taşıyacağına inanan genç bir kız olarak yeni evine taşındı. Ancak bu evlilik sadece dört yıl sürebildi. Marilyn boşandı. Artık 20 yaşında genç bir kadındı.

Boşandıktan sonra artık kendi ayakları üstünde durabilmeliydi. The Blue Book mankenlik ajansına girerek modellik yapmaya başladı ve oyunculuk - şarkıcılık kurslarına kaydını yaptırdı.

Başarı basamaklarında adım adım Marilyn

Kısa sürede The Blue Book ajansının başarılı modellerinden biri oldu. Fotoğrafları magazin dergilerinin sayfalarını süslemeye başlamıştı. Bu fotoğraflar 20th Century Fox yöneticisinin dikkatinden kaçmadı. Ben Lyon, Marilyn için bir deneme çekimi ayarladı ve altı aylık bir kontrat imzaladılar. Marilyn, Ben'in önerisiyle artık gerçekten Marliyn Monroe oldu. Norma Jeane Mortenson olan kimlik adı değişti.

Birlikte ''Scuda Hoo! Scuda Hey!'' ve 'Dngerous Years'' adlı iki film çektiler. Ancak bu filmler başarısız oldu ve Marilyn Monroe sinemadan uzaklaştı. Çünkü Fox şirketi Marilyn ile yeni bir kontrat imzalamıyordu. Marilyn de modelliğe devam etti.

Oyunculuk eğitimine devam etti

Modelliğe devam ederken bir yandan da oyunculuk eğitimini sürdürdü. Bu dersler ona ''Ladies of the Chours'' filminde ilk kez şarkı söyleme ve dans etme imkanı verdi. Bunun ardını ''The Aspalth Jungle'' ve ''All About Eve'' izledi. Bu iki filmde aldığı kısa rollerle Marilyn eleştirmenlerin özellikle dikkatini çekmişti. Bu filmlerin ardından ''We're not Married!'', ''Love Nest'',''Let's Make It Legal'' ve ''As Young As You Feel'' filmlerinde küçük rollerde göründü.

Marilyn küçük, önemsiz rollerde yer alsa da oldukça ilgi çekiyordu. RKO yöneticileri Marilyn'in potansiyelini ''Clash of Night'' filminde değerlendirdiler. Film başarı gösterdi ve Fox Marilyn'i yeniden bünyesine almak istedi. Onu ''Monkey Business'' adlı komedi filminde oynattı. Eleştirmenler artık Marilyn'in başarısına kesinlikle kayıtsız kalamıyorlardı. Her yerde onun artan ününden bahsedilir olmuştu. Hatta son iki filmin başarısı kesinlikle Marilyn'in yükselen ününe bağlıydı.

Marilyn Monroe birlikte çalışması zor bir oyuncu

Marilyn artık başarılı bir oyuncu olarak tanınmaya başlamıştı. Ancak bunun yanında çalışılması zor bir oyuncu olarak da ünleniyordu. Sürekli setlere geç kalıyor ya da hiç gitmiyordu. Repliklerini unutuyor, performansı onu tatmin edene kadar tekrar çekimler istiyordu. Uykusuzluk ve gerginlik için kullandığı barbitüratlar ve amfetaminler onu çekilmez biri yapmıştı.

Sahne korkusu, kendine güvensizliği ve bunlara inat mükemmelliyetçi yapısı film setlerinde kendini gösteriyordu. Bu çelişkilerin sebebi elbette kullandığı ilaçlardı. Duygularını, davranışlarını düzenlemeye geçici olarak bulduğu bu çözümler giderek onu hasta ediyordu.

Aslında 50'li yıllarda ilaç kullanımı oyuncular arasında standart bir uygulama haline gelmişti. Ancak Marilyn İlaçlarıyla birlikte alkol kullanımını da artırmış bunun problemlerine çözüm olacağını düşünmüştü. Oysa bu çözümler, günden güne kötüye gitmekten aşka bir işe yaramıyordu.

Marilyn Monroe sonunda baş rolde

1952 yapımı ''Don't Bother to Knock'' filmi ile Marilyn sonunda psikolojik sorunları olan bir çocuk bakıcısı rolüyle, başrolde oynadı. Düşük bütçeyle yapılmış B tipi bir filmdi, ancak bu filmden sonra eleştirmenler Marilyn'in daha büyük rollerde de oynayabilecek potansiyelde olduğunu yazdılar.

Marilyn artık şöhretli bir kadın

Marilyn, 1953 yılında oynadığı ''Niagara'' adlı filmle şöhreti de tam anlamıyla yakalamış oldu. Eleştirmenler bu kez onun kamerayla müthiş uyumundan çok etkilenmişlerdi. Kocasını öldürmeye çalışan bir kadını canlandıran Marilyn Monroe, adeta kameralarla aşk yaşıyordu. Bu uyum onun şöhretini tamamen desteklemişti.

Marilyn, şöhretinin en zevkli basamağındayken bir zamanlr verdiği seksi pozlar ortaya çıktı. Olası bir skandalı son anda engellemeyi basına verdiği ifadelerle başardı. İfadesinde verdiği pozları kabullendiğini, ancak bunu parasız kaldığı için yaptığını açıkladı. Hatta bu pozlar daha sonra Playboy dergisinin ilk sayısında yayınlandı.

Marilyn Monroe: O bir A sınıfı aktris

Şöhretinin meyvelerini tatlı tatlı yiyen Marilyn basamakları keyifle tırmanmaya devam ediyordu. Çok zorlu yollardan bulunduğu noktaya, her düştüğünde kalkmasını bilerek gelmişti. ''Gentlemen Prefer Blondes'' ve ''How to Marry a Millionaire'' büyük başarı kazandı. Bu filmlerin de başarısıyla artık Marilyn, A sınıfı aktrisler kategorisinde anılmaya başlandı.

Bu filmlerden sonra ''River of No Return'' ve ''There's No Business Like Show Business'' adlı filmleri başarılı olamasa da bunun bir önemi yoktu. O artık tam anlamıyla adını Marilyn Monroe olarak A sınıfına yazdırmıştı.

Marilyn Monroe olarak tekrar evlendi

Bu dönemde beyzbol yıldızı Joe Dimaggio ile uzun süreli bir birlikteliği vardı. Marilyn bir zamanlar Norma olarak evlenmişti. Joe ile o gün Marilyn olarak evlendi. Ancak bu evlilik de sadece 9 ay sürdü.

New York'a oyunculuk okumaya gitti

Marilyn, stüdyo başkanı Zanuck'un kendisine ayarladığı aptal şarışın rollerinden çok sıkılmıştı. 1955'te ''The Seven Year Itch'' filmini tamamladı ve kontratını iptal etti. New York'a ''Actor's Studio'' da oyunculuk okumaya gitti.

O bu durumdan sıkılmış olsa da bugün Marilyn Monroe hala bu filmler ile hatırlanıyor ve seviliyor.

Arthur Miller ile evlendi

Marilyn New York'daki oyunculuk eğitimi sırasında yazar Arthur Miller ile tanıştı. Arthur Miller daha sonra Marilyn'in üçüncü eşi oldu.

Marilyn yeni anlaşma ile yeniden Fox'ta

İşleri başarısız olan Zanuck, Marilyn'i geri dönmesi için ikna etme çabası içindeydi. Özellikle ''The Seven Year Itch''ın başarısından sonra Zanuck, Marilyn'in tüm şartlarını kabul eden bir kontrat hazırladı. Anlaşmalarına göre bundan sonra Marilyn sadece kendi onayladığı senaryolarda ve istediği yönetmenlerle çalışacaktı. Üstelik Fox dışındaki yağım şirketleir ile de çalışmakta özgürdü.

Marilyn Monroe Altın Küre Ödülü adayı

Marilyn, Fox ile anlaşması üzerine 1955'te Joshua Logan yönetmenliğinde ''Bus Stop'' filminde oynadı. Bu filmdeki salon şarkıcısı Cheire rolüyle kariyerindeki eni iyi dramatik performansı gösterdi. Eleştirmenlerin ilgi odağı olan Marilyn, yine övgülere boğuluyordu. Altın Küre Ödülü'ne aday gösterilmişti.

Marilyn Monroe Londra'da

Marilyn, aldığı mükemmel övgüleri kalbine doldurup eşi Arthur Miller ile Londra'ya gitti. Burada Laurence Olivier ile ''The Prince and the Showgirl'' adlı filmi yaptılar. Bu film oldukça karışık eleştiriler aldı. Pek fazla başarı da gösteremedi. Ama yine de Marilyn Monroe'nin varlığı yetiyor ve oyunculuğuyla göz dolduruyordu.

Bu filmle Oscar denkliğinde kabul gören İtalyan David di Donatella ve Fransız Crystal Star Ödülleri'ni kazandı. Ayrıca İngiliz BAFTA Ödülü'ne de aday gösterildi.

Filmden sonra Marilyn Londra'dan döndüğünde hamile olduğunu öğrendi. Sevinci çok uzun süremedi. Çünkü yaşadığı dış gebelikten başka bir şey değildi.

Marilyn Monroe şöhretle çıkmazda

1959'da ''Some Like It Hot'' filmi, Billy Wilder yönetmenliğinde kariyeri boyunca oynadığı en başarılı film oldu. Hatta bu filmdeki rolüyle Altın Küre de kazandı.

Ama madalyonun diğer yüzünde yaşanan olaylar bu kadar renkli ve yüz güldüren cinsten değildi. Her şey yavaş yavaş gün ışığına çıkıyor, müthiş derecede rahatsız edici bir parlama ile kendini gösteriyordu.

Marilyn yine sete sürekli geç gelmeye, repliklerini unutmaya, hatta zaman zaman çekimlere katılmayı reddetmeye başlamıştı. Bu durum yönetmeni Billy ile aralarında büyük kavgalara sebep oluyordu.

Bir yandan da Marilyn tekrar hamile olduğunu öğrenmişti. Gerginliğinin ya da tutarsız davranışlarının sebebi hamileliği midir bilinmez ama film tamamlanmıştı ki, Marilyn düşük yaptı. Bu durum hiç dile getirmemiş olsa da onu içten içe sarsıyordu.

Bu filmden sonraki ''Let's Make Love'' ziyadesiyle başarısızdı. Ama buna rağmen filmde söylediği ''My Heart Belongs to Daddy'' şarkısı ile yine adından söz ettirmeyi başardı.

Marilyn hep böyleydi. İçinde bulunduğu projeler genel anlamda başarısız olarak anılsa da o bir şekilde bireysel olarak işin içinden sıyrılıyor ve adından söz ettiriyordu.

Ayrıca yine bu filmdeki rol arkadaşı Yves Montand ile bir yasak ilişki yaşadı. İçinde yaşadığı tüm karmaşa farklı yollardan hayatını yönlendiriyordu.

Marilyn Monroe eşi Arthur Miller'in yazdığı senaryoda oynuyor

Artur Miller'in senaryosunu yazdığı, 1961 yapımı ''The Misfits'' filminde Marilyn, çocukluk idolü Clark Gable ile başrolü paylaştı.

Filmin çekimi boyunca Marilyn'in sorunları devam etti. Hatta iki kez yorgunluk ve sinir boşalması sebebiyle hastaneye dahi yatırıldı. Ama yine madalyonun bu yüzü kimseyi ilgilendirmedi. Film gösterime girdiğinde Marilyn ve diğer oyuncuların performansları eleştirmenlerin ilgisini çekmeye yetmişti.

Ama bir yandan da film karışık eleştiriler aldı ve fazla hasılatı olmadı. Yine de Marliyn için ağır olan bu değildi. Bu filmden sonra Marilyn ve Arthur boşandı.

Marilyn Monroe depresyonda

Marilyn, Arthur ile ayrı olmanın sızısını taşıyamıyordu. Ya da çocukluğundan beri içinde taşıdığı her şey gün yüzüne çıkmaya başlamıştı. Boşanma sonrası yaşadığı depresyon sebebiyle bir süreliğine tedavi için Payne Whitney Kliniği'ne yatırıldı.

Marilyn Monroe'den tamamlanamamış ilk komedi filmi

1962 yılında ''Something's Got to Give'' adlı komedi filminde oynamaya karar verdiğinde Marilyn, aynı zamanda ilk çıplak sahnelerinin de çekilmesini kabul etmişti.

Ancak bu film asla tamamlanamadı. Çünkü Marilyn sete gecikmeleri abarttı. Hatta bir gün hasta olduğunu söyleyerek sete gitmediğinde, hakkında aşk söylentileri olan J.F.Kennedy'in doğum gününde şarkı söylüyordu.

Bunun üzerine Fox, Marilyn'i kovdu. Ona tazminat davası bile açıldı. Fox, filmi tamamlamak için başka bir oyuncuyla anlaşsa da filmdeki rol arkadaşı Dean Martin başka bir aktrisle çalışmayı kabul etmediğinden Marilyn yeni bir sözleşmeyle işe geri alındı. Ancak bu da filmi tamamlamaya yetmedi.

Marilyn hayata gözlerini kapadı

Film çekimleri tekrardan başlamamıştı ki, Marilyn yüksek dozda aldığı sakinleştirici sebebiyle 5 Ağustos 1962'de Brentwood, Los Angeles'teki evinde hayata gözlerini kapadı. Henüz 36 yaşındaydı.

İntihar mı cinayet mi

Ölümünün ardından yapılan otopsinin raporlarına göre, Marilyn yüksek dozda barbitürat alarak intihar etmişti. Ancak olay yerindeki delil yetersizliği, otopside alınan dokuların kaybolması ve görgü tanıklarının çelişkili ifadeleri yaşanan olayın intihar değil de cinayet olduğunu düşündürdü.

Hatta Kennedy ailesinin bu cinayetle bir ilgisi olduğuna dair kaıtlanmamış birçok iddia bile öne sürüldü. Yine de bu durum hala muallakta.

Tek bir gerçek varsa, o da Marilyn Monroe'nin çok erken yaşta öldüğüdü ve geri gelemeyeceğidir.

Marilyn Monroe'nin bedeni eski eşine teslim edildi

Marilyn'in bedeni eski eşi Joe Dimaggio'ya teslim edildi. Joe, Marliyn için bir cenaze töreni düzenledi ve Westwood Village Memorial Park Mezarlığı'na defnetti. Takvimler 8 Ağustos 1962'yi gösteriyordu. Marilyn Monroe, soluksuz ve sonsuz yolculuğuna uğurlandı.

Bir hayat böyle yaşandı ve bitti. Gerçekten göremediğimiz gözyaşları ve gülüşleri ile bu dünyadan giden Marilyn, geride bize kadının gerçek görselini bıraktı. Dilerim şimdi sonsuza dek huzurlu bir uykudadır...

20. Marilyn Monroe'nun Gizemli Ölümü Hakkında Muhtemelen Duymadığınız 12 Ürkütücü Detay

Marilyn Monroe'nun Gizemli Ölümü Hakkında Muhtemelen Duymadığınız 12 Ürkütücü Detay

5 Ağustos 1962. Marilyn Monroe'nun aşırı doz ilaç alıp intihar ettiği haberi tüm dünyayı sarstı. Ancak Ranker'dan derlediğimiz bilgilere göre gerçek çok daha farklı olabilir.

1. Aşırı dozdan ölmesine rağmen midesinde hiç ilaç bulunmadı.

Adli tabibin raporuna göre, Marilyn Monroe 40'tan fazla Nembutal hapı yutarak aşırı doz aldı. Ancak, midesinde hiç ilaç bulunamadı. Thomas Noguchi'nin ikinci açıklamasına göre ise Marilyn Monroe bir bağımlıydı. Daha önceden kullandığı uyuşturucular yüzünden ilaçlar daha çabuk sindirilmişti.

Tabii komplo teorilerine göre midesinde bulunamayan ilaçlar onun FBI, CIA veya kendi hizmetçisi tarafından öldürülüp örtbas edildiğini gösteriyor.

2. Organları parçalandığı için otopsisi hiçbir zaman tamamlanamadı.

Dr. Noguchi otopsiden sorumluydu, ancak elinde pek de incelemelik madde yoktu. Söylediğine göre, Monroe'nun cesedi morga geldiğinde bağırsaklarından ve midesinden alınan örnekler yok olmuştu. Bu da toksikoloji raporlarını etkiledi ve insanları Marilyn'in intihar etmediği yönünde düşünmeye itti.

Diğer organların da toksikolojiye gönderildiğini ancak hiçbir zaman test yapılmadığını söylüyor. Monroe'nun test edilen tek yerleri karaciğeri ve kanından örneklerdi.

3. Öldüğü gece hizmetçisinin çarşafları yıkadığı ortaya çıktı.

Los Angeles Polis Departmanı'ndan Jack Clemmons, olay yerine ilk varan isimdi. Olay hakkında yazdıkları arasında, geldiğinde hizmetçinin çamaşır yıkadığı da var. Ayrıca hizmetçi Eunice Murray'nin tuhaf davrandığını ve sorgulandığında kaçamak cevaplar verdiğini de not etti.

Olay yerine ikinci varan dedektif Robert E. Byron da hizmetçinin güvenilir bir şahit olduğunu düşünmediğini belirtti.

Teorilere göre Murray'nin bu davranışları uygunsuz ve şüpheli bir durumun göstergesi. Belki de hizmetçi daha çok şey biliyordu.

4. Ölümünden önce kaygı verici bir mesaj bırakmıştı.

Monroe, öldüğü gece çok fazla insanla telefon konuşması yaptı. Bunlardan biri de John F. Kennedy'nin kayınbiraderi Peter Lawford. Lawford'a göre, Monroe uyuşturucu etkisindeydi ve şunları söyledi:

"Patricia'ya hoşça kal de, başkana hoşça kal de ve kendine hoşça kal de, çünkü sen iyi bir adamsın."

Bunu duyan Lawford, Monroe için endişelendi ve birkaç insanı onu kontrol etmesi için yolladı. Monroe'nun avukatı evi aradığında hizmetçiyle konuştu ve kadın, Marilyn'in gayet iyi olduğunu söyledi.

5. Ölümü üzerine yaratılan komplo teorileri 1970'lere kadar önem kazanmadı.

Norman Mailer'ın yazdığı biyografisi, Monroe'nun cinayete kurban gittiğini iddia eden ilk kaynaklardan biriydi. 1960'larda Frank A. Capell tarafından yazılan biyografide, Monroe'nun komünistler tarafından öldürüldüğü iddia edildi. Ancak bu teoriler Mailer'ın 1973'te yayımladığı biyografiyle dikkat çekmeye başladı. Monroe'nun, Robert Kennedy ile ilişkisini olduğunu da ilk yazan Mailer'dı. 

Robert Kennedy'den neden bahsettiği sorgulandığında o zamanlar paraya ihtiyacı olduğunu söyledi. Mailer'ın iddialarının üstüne, başka bir biyografi yazarı Robert F. Slatzer da Monroe'nun başsavcı tarafından öldürüldüğünü iddia etti. Söylenene göre Monroe, RFK'nin paylaştığı devlet sırlarını halka açıklamakla tehdit ediyordu.

1975 yılında Anthony Scaduto adındaki gazeteci, Monroe'nun Kennedy kardeşler tarafından öldürüldüğünü ve devlet sırlarını sakladığı kırmızı bir defteri olduğunu iddia eden bir makale yayımladı.

6. Yalnızca 30 dakika içerisinde 'mutlu'dan 'ölüm döşeği'ne geldi.

Monroe, 19:00 ile 19:15 arasında Joe DiMaggio, Jr.'dan bir telefon aldı. Joe'nun ve sonradan hizmetçisinin de söylediğine göre fazlasıyla neşeli bir konuşma yapmış, stresli bir hali yokmuş.

Monroe, o gece son aramasını Peter Lawford'dan aldı, saat 19:40-45 civarıydı. Lawford'a göre, konuşma sırasında dedikleri neredeyse anlaşılmıyormuş ve Marilyn kendini lekelenmiş hissediyormuş.

Bu davanın en tuhaf yanı buydu adli tabibe göre. 30 dakikalık bir sürede neşeli tavrını tamamıyla kaybedip intihar eden bir kadın...

7. Ölümü üzerine ilk bilgilendirilen polis olmadı.

-Monroe'nun psikiyatrı Dr. Greenson ve hekimi Dr. Hyman Engelberg eve vardıktan sonra polise haber verildi. Los Angeles Polis Departmanı 4:25'te bilgilendirildi, Monroe 3:00'da hizmetçisi tarafından cansız bulunduktan bir buçuk saat sonra. Bu bir buçuk saatlik süre boyunca Eunice Murray, Dr. Greenson ve Dr. Engelberg evde yalnızdı.

Jack Clemmons tarafından sorgulandığında Dr. Greenson: "Kimseye haber vermeden önce reklam bölümünden izin almam gerekiyordu." dedi.

8. Dava 1982'de neredeyse tekrar açılıyordu.

-Etrafı kasıp kavuran komplo teorilerinden sonra yeni bir dosya hazırlandı. Hazırlaması üç buçuk ay sürdü ve 29 sayfadan oluşuyordu. Los Angeles Başsavcısı John Van de Kamp davanın tekrar incelenmesini istedi. Büyük bir araştırmadan sonra Monroe'nun cinayete kurban gitmediğine karar veren Van de Kamp ellerindeki kanıtlara bakılırsa Monroe'nun ya intihar ettiğini ya da yanlışlıkla aşırı doz aldığını belirtti. Monroe'nun duygusal kafa karışıklığı, onu bilinçsizce uyuşturucu kullanımına itmiş olabilir. Daha ileri sorguya ihtiyaç duyulmadığını ve davanın tekrar açılmasının gereksiz olduğunu söyledi başsavcı.

9. Hizmetçinin ifadesi sık sık değişiyordu.

-Eunice Murray'in ifadesi o gece sık sık değişti. İlk başta 3:00 gibi uyandığını, Monroe'nun odasından gelen ışıktan şüphelenip Dr. Greenson'ı aradığını söyledi. Ancak Jack Clemmons, Murray'nin ona Dr. Greenson'ı gece yarısında aradığını söylediğini, başka bir dedektifle konuştuğu an ifadesini değiştirdiğini belirtti.

Monroe'nun ölüm haberini gece yarısı aldıklarını iddia eden kişiler ise Peter Lawford ve Monroe'nun avukatı Milton Rudin, ona da haberi Dr. Greenson vermiş.

Tabii zamandaki bu tutarsızlıklar, sonradan Murray ve Greenson'ın cinayeti örtbas etmek için harcadıkları zaman olarak yorumlandı.

10. Ölmeseydi 3 gün sonra evlenecekti.

-Joe DiMaggio ve Marilyn Monroe aslen 14 Ocak 1954'te evlendi, ancak evlilikleri 274 gün sürdü. Ekim 1954'te boşandılar. Yıllar boyu arkadaş kaldılar, Monroe 1961'de akıl hastanesine kaldırıldı ve serbest bırakılmak için DiMaggio'dan yardım istedi. Biyografi yazarları Norman Mailer ve Donald Spoto'ya göre 8 Ağustos 1962'de evleneceklerdi. Zamansız ölümü sonrasında DiMaggio, 20 sene boyunca haftada birkaç defa mezarına güller yolladı.

11. Joe DiMaggio cenazesini düzenledi.

-DiMaggio, Monroe'nun ölümüyle yıkıldı. Güzel oyuncunun cenazesini titizlikle tasarladı, çoğu Hollywood aktörünü davet etmeyerek özel bir tören düzenledi. Yaklaşık 30 kişinin katıldığı törene Frank Sinatra, Peter Lawford gibi isimler davet edilmedi. DiMaggio, Monroe'nun akıl sağlığını kötü etkiledikleri için bu insanları suçluyordu. 

Yeşil bir Emilio Pucci elbisesiyle gömülen aktrisin makyajını da uzun süredir makyözlüğünü yapan Whitey Synder yaptı, son bir kez.

12. Ölümünden sonra, arkadaşları reklam hakları ve telif hakkı ücreti üzerine savaştılar.

-Vasiyetinde, varlığının büyük bir kısmının oyunculuk hocası Lee Strasberg'e gitmesini istedi. Bu noktada Monroe'nun uzun süredir menajerliğini yapan Inez Melson, Strasberg'in Monroe'yu tuzağa düşürdüğünü, aslında mal varlığının kendisine bırakılması gerektiğini iddia etti. Yargıç, bu talebini reddetti ve Strasberg payına düşeni aldı.

Monroe, özel eşyalarının çoğunun yakın arkadaşlarına ve ailesine verilmesini istedi ancak bazı arkadaşları bu eşyalara asla ulaşamadı. Asıl problem Strasberg'in 1982'deki ölümüyle başladı, karısı, Monroe'nun eşyalarını satışa çıkardı ve 20 ila 30 milyon dolar kazandı. Bunu engellemek için açılan davalara rağmen, Anna Strasberg kocasından miras kalan eşyaları ve reklam haklarını sakladı.

Ah güzel kadın! Ölümün gizemlerle dolu...

21. Doğumunun 91. Yılında Marilyn Monroe Hakkında 16 Gerçek

Doğumunun 91. Yılında Marilyn Monroe Hakkında 16 Gerçek

1. Gerçek İsmi Marilyn Monroe Değildi.

Marilyn Monroe olarak tanıdığımız efsanevi aktris, Norma Jeane Mortensen adıyla 1 Haziran 1926'da doğdu.

2. Çocukluğunun Bir Kısmını Yetimhanelerde Geçirdi.

1935 yılında Marilyn'in ilk kaldığı yetimhane olan Los Angeles Kimsesizler Yurdu, 1956'da yeniden inşa edilmiş olup; Hollygrove Kimsesizler Yurdu olarak halen hizmet vermektedir.

3. İlk Evliliğini 16 Yaşında Gerçekleştirdi.

Marilyn, 1942 yılında aile dostlarının oğlu Jim Dougherty ile yetimhane hayatından kurtulmak için evlendi.

4. İlk Eşi Jim'e Tek Bir Şekilde Hitap Ederdi.

Jim Dougherty bu durumdan hiç memnun olmasa da, Marilyn kendisine "babacık" anlamına gelen "daddy" kelimesi ile hitap ederdi.

5. İsmini Marilyn Monroe Olarak 20 Yaşındayken Değiştirdi.

20th Century Fox tarafından ismi fazlasıyla uzun ve telaffuzu zor bulunduğundan dolayı, sahne ismi Marilyn Monroe olarak değiştirilmiştir. Marilyn isminden önceleri pek memnun olmayan hatta "Marilyn nasıl yazılıyor onu bile bilmiyorum" dediği bilinen aktris, isminin Monroe kısmını annesinin kızlık soyadı olması nedeniyle kendisi seçmiştir.

6. Babasının Kimliği Halen Kesin Olarak Bilinmemektedir.

Charles Stanley Gifford, Marilyn'in annesi tarafından babası olduğu iddia edilmiş kişidir. Ancak Gifford'un ailesi halen Marilyn Monroe ile hiçbir bağları olmadığını iddia ediyor.

7. İlk Beyaz Perde Deneyimi, 1947 Yılındadır.

Marilyn'in ilk filmi Şaşırtıcı Bayan Pilgrim olarak da bilinen "The Shocking Miss Pilgrim"dir. Marilyn, bu filmde telefon operatörü olarak bir anlığına görünür.

8. İkinci Evliliğini 1954 Yılında Joe DiMaggio İle Yaptı.

Joe DiMaggio, Marilyn'in kariyerini onaylamıyor; eşinin çalışmamasını tercih ettiğini çok sık dile getiriyordu.

9. The Seven Year Itch Filmindeki Meşhur Sahne Yüzünden Şiddet Gördü.

Yaz Bekarı olarak bilinen The Seven Year Itch filmindeki meşhur fan sahnesinin çekiminde sette o kadar fazla ışık vardı ki, Marilyn'in elbisesi vücudunu örtmekte yetersiz kaldı. Sete gelen eşi Joe DiMaggio bu duruma çok öfkelendi ve aynı akşam Marilyn'e şiddet uyguladı.

10. Üçüncü Evliliğini Arthur Miller İle 1956 Yılında Yaptı.

Joe DiMaggio ile 1 yıl bile sürmeyen evlilik yaşamı, Arthur Miller ile 6 yıl devam etmiştir.

11. Frank Sinatra'nın Sevgilileri Arasındadır.

Evin içinde çıplak dolaşması ile bilinen Marilyn, bir keresinde Frank Sinatra'nın arkadaşlarıyla poker oynadığı salona çırılçıplak girip; Sinatra'yı çileden çıkarmıştır.

12. Los Angeles'tan Nefret Ederdi.

Marilyn, yaşamı boyunca Los Angeles'tan kurtulup aşık olduğu tek şehir olan New York'a yerleşmeyi hayal etti. New York'ta bir süre yaşadıysa da, burası onun hep geçici evi olarak kaldı.

13. Marilyn'e "Paranoid Şizofreni Sınırında" Teşhisi Konulmuştur.

Psikiyatristi Doktor Ralph Greenson'un Marilyn'e koyduğu "Paranoid Şizofreni Sınırında" Teşhisi, bugün de aktris için halen doğru kabul edilmektedir.

14. FBI Tarafından Oldukça Yakın Takip Ediliyordu.

Nedeni Kennedy'lerle yakınlığına bağlansa da Marilyn Monroe, aile ile yakınlaşmasından uzun zaman önce FBI tarafından yakın takibe alınmıştı. Güçlü paranoyak hisleri sayesinde takip edildiğini erken fark eden Monroe, FBI ajanlarını atlatabilmesi ile övünürdü. Elbette, o zamanlar zaten hasta olan aktrise kimse inanmıyordu.

15. ABD'nin 35. Başkanı John F. Kennedy ile İlişki Yaşamıştır.

Oldukça yakınlaştığı Kennedy ailesini saplantı haline getiren Marilyn, John F. Kennedy'nin bir süre sonra kendisi ile görüşmek istememesi üzerine, telefonlarına çıkmamasına rağmen ısrarla Beyaz Saray'ı aramıştır.

16. Ölümünün Kesin Nedeni Halen Gizemini Korumaktadır.

Marilyn'in 4 Ağustos 1962'de gerçekleşen ölümünün nedenleri arasında intihar etmiş olabileceği, FBI'ın işin içinde olabileceği gibi pek çok iddia ortaya atılmış ancak günümüzde dahi erken ölümünün kesin sebebi bilinememektedir. 2006 yılında Bilgi Özgürlüğü Yasası ile İç Güvenlik olarak tanımlanmış Marilyn Monroe hakkında 97 tane belge daha açıklayan FBI'ın elinde halen açıklanmayan sayısız belge ve dosya bulunuyor.

22. Sadece Marilyn Monroe'dan Alabileceğiniz Hayat Dersleri

Sadece Marilyn Monroe'dan Alabileceğiniz Hayat Dersleri

Çevirdiğimiz Marilyn Monroe Sözleri

  • Biriyle mutsuz olmaktansa yalnız mutsuz olmak daha iyidir.
  • Bırakıyorum ne isterlerse düşünsünler.Eğer benim yaptıklarımla uğraşacak kadar takıyorlarsa zaten, onlardan daha iyiyim demektir.
  • Yalanlara inanırsın ve sonunda kendin hariç kimseye güvenmemeyi öğrenirsin.
  • Kim demiş ki geceler uyumak için ?
  • Benim için en güzel şey uyku, en azından o zaman hayal kurabiliyorum.
  • İki yüzlü olacaksanız, bari birini güzel yapın.
  • İyiyim ama melek değilim.Günah işlerim ama şeytan değilim.Sadece koca dünyada sevecek birini arayan küçük bir kızım.
  • Bencil, sabırsız ve biraz takıntılıyım.Hata yaparım, kendimi kaybederim ve bazen çekilmez olurum.Ama en kötü halimde beni çekemiyorsan, en iyi halimde kesinlikle beni haketmiyorsun demektir.
  • Akıllı bir kız öper ama sevmez, dinler ama inanmaz, ve terkedilmeden önce terkeder.
  • Çok yaşlanmadan yaşamaya başlamalıyız hepimiz.Korku aptalca.Pişmanlıklar da öyle.
  • Kıyafetleriniz kadın olduğunuzu gösterecek kadar dar, hanım olduğunuzu gösterecek kadar gevşek olmalı.
  • Kariyer çok harika bir şey, ancak soğuk bir gecede ona sarılıp yatamazsınız.

Alıntı Marilyn Monroe Sözleri

  • Hayatın gerçekleri kurduğunuz hayallerden çok farklı. Uzunca bir süreden beri yalnızken mutsuz olmak, birisiyle mutsuz olmaktan daha iyi geliyor bana.
  • Eğer aptal bir kızı oynuyorsam ve aptalca bir soru sormam gerekiyorsa bunu yapmalıyım. Benden ne bekleniyor zeki olmam mı?
  • Hayatın gerçekleri kurduğunuz hayallerden çok farklı. Uzunca bir süreden beri yalnızken mutsuz olmak, birisiyle mutsuz olmaktan daha iyi geliyor bana.
  • Aktörleri çok seviyorum ama onlardan biriyle evlenmek erkek kardeşinizle evlenmek gibi. Aynaya baktığınıda aynı kişi gibi duruyorsunuz.
  • İnsanlar beni görüp çok güzel bir hayat yaşadığımı düşünüyorlar. Ama ben dünyanın en çok tehlike altında olan adamını, abd başkanını seven bir kadınım, ne büyük acılar içinde kıvrandığımı bilemezsiniz
  • Hakkınızda hiç bir şey bilmeden size tapıyorlarsa aynı nedenle sizden nefret de edebilirler.
  • İçimde bir kadın yaşadığım sürece bu dünyanın erkekler dünyası olması beni hiç rahatsız etmeycek.
  • Hedefe ulaştıktan sonra insan iyice hafifler. Hangi yolu teptiğiniz önemli değildir. Heder çizgisine ulaştıktan sonra derince bir nefes alır ve artık başardığınızı anlarsınız. Ancak... Bundan sonra başlama imkanınız yoktur.
  • Kariyer yapmak harika! Ama soğuk gecelerde kariyerinize sarılıp yatamazsınız.
  • Kariyer çok harika bir şey, ancak soğuk bir gecede ona sarılıp yatamazsınız.
  • Kıyafetleriniz kadın olduğunuzu gösterecek kadar dar, hanım olduğunuzu gösterecek kadar gevşek olmalı.
  • Hiç köpek ısırmadı beni, hep insanlar ısırdı.
  • Hollywood öyle bir yerdir ki: bir öpücük için size 1000 dolar öderler ama ruhunuzu satın almak için 50 cent verirler. Bunu biliyorum çünkü, ilk teklifi defalarca redederek 50 cente razı oldum.
  • Kuralları harfiyen takip etseydim şu an hiç bir yerde olamazdım.
  • İçimde bir kadın yaşadığım sürece bu dünyanın erkekler dünyası olması beni hiç rahatsız etmeycek.
  • Hedefe ulaştıktan sonra insan iyice hafifler. Hangi yolu teptiğiniz önemli değildir. Heder çizgisine ulaştıktan sonra derince bir nefes alır ve artık başardığınızı anlarsınız. Ancak.. Bundan sonra başlama imkanınız yoktur.
  • Erdemli bir kız öpüşür ama aşık olmaz, dinler ama inanmaz ve terk edilmeden önce terk eder.
  • Ben para kazanmak istemiyorum, sadece harika olmak istiyorum.
  • Köpekler hiç beni ısırmadı ama insanlar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
  • Kuralları harfiyen takip etseydim şu an hiç bir yerde olamazdım.
  • Köpekler hiç beni ısırmadı ama insanlar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.
  • Erdemli bir kız öpüşür ama aşık olmaz, dinler ama inanmaz ve terk edilmeden önce terk eder.
  • Topuklu ayakkabıyı kim icat etti bilmiyorum, ama kadınlar O'na çok şey borçlu.
  • İnsanlar beni gçrüp çok güzel bir hayat yaşadığımı düşünüyorlar. Ama ben dünyanın en çok tehlike altında olan adamını, ABD başkanını seven bir kadınım, ne büyük acılar içinde kıvrandığımı bilemezsiniz.
5 Ağustos 1962, Brentwood, Los Angeles, Kaliforniya, ABD

23. Marilyn Monroe'nun Trajik Yaşam Mücadelesi

Marilyn Monroe'nun Trajik Yaşam Mücadelesi

24. MARILYN MONROE'UN ÖLMEDEN ÖNCE ÇEKİLEN SON FOTOĞRAFLARI

MARILYN MONROE'UN ÖLMEDEN ÖNCE ÇEKİLEN SON FOTOĞRAFLARI

25. Marilyn Monroe nin Ölümünün Hikayesi

Marilyn Monroe nin Ölümünün Hikayesi



Bu İçeriğe Tepki Ver (en fazla 3 tepki)

Facebook Yorumları